Ahmet Muhip Dıranas – Şiirler Şiir Tahlili

Yazar: admin Tarih: Kasım 7th, 2010

AHMET  MUHİP  DIRANAS – ŞİİRLER

Şiir,her insanda farklı duygular uyandırır;  bu nedenle de her insanın zihninde farklı bir tanımla yer alır. Kimine göre kelimelerin mücevher değeri alması olan şiir,kimine göre de içerik ve biçim denen öğelerin oluşturduğu sanat ürünüdür. Bana göre de insanın manevi değerlerinde saklı kalmış bir gizli mabedin kimi zaman insanı ürperten kimi zaman ise büyük bir merakla onu içine çeken ahenkli uğultusu,o huzur veren kokusudur.

Şiiri oluşturan en önemli unsur olan dili Heidegger,insanın evi olarak tanımlar. Herhangi bir ülkede yapılan ev,şekli yapılışında kullanılan malzemeleri ile o ülkenin hem medeniyeti hem de kültürü hakkında bize bilgiler verir. O evin içi ise orada yaşayan insanı bize tanıtır. Evi düzenlemesinden,onu süslemede kullandığı dekorlardan,en basiti duvara astığı hatıra fotoğrafından o insanın hayata bakış tarzını,estetik zevkini,yaşadığı gezdiği şehirlerin onun üzerindeki etkisini görürüz. Şiir de öyledir. Onu ortaya koyan şairi, şairin hayata bakışını, hayattan alınan parçalarla onun yaşayışını,içinde bulunduğu dönem hakkındaki bazı bilgileri tıpkı bir yanar döner levha gibi bize aksettirir.

Ahmet  Muhip Dıranas’ın şiirleri de bir nevi onun yaşadığı dönemden,onun hayatından alınmış kesitlerdir. Bu nedenle Şairi okuyup anlamak onun şiirlerini tahlil etmek için önce onun hayatını ve yaşadığı dönemi bilmemiz gerekir.

Ahmet Muhip Dıranas,Cumhuriyet dönemi şairlerindendir. Sinop’ta doğmuş,orta öğreniminden üniversite öğrenimine kadar olan ömrünün büyük bir bölümünü Ankara’da geçirmiştir.1930-1932 yılları arasında İstanbul’da Hakimiyet-i Milliye gazetesinde çalışmıştır. Askerliğini Ağrı’da yapmıştır. Burada geçirdiği zamanın onun üzerindeki etkisi büyüktür. ‘‘Elif’’, ‘‘Dağlara’’, ‘‘Osman Binbaşı’’, ‘‘Ağrı’’gibi şiirlerinde bu şehrin esintileri vardır.

‘‘Elbet bir ömre tek sözüdür kaderin

Ağrı’nın  ak  şafağı  söker  alnında

Mutlu  kıyıları  kayıp  cennetlerin

Elif! Sonsuza gebe kız,tek tanrıça’’

diyerek Ağrı’da yaşayan bir köylü kızının o kirlenmemiş ve yüce olan dış ve iç güzelliklerinden bahseder.

Yiğit  bir  askere:

‘‘ Gölgeler uzamış eşkiya hallı:

Ellisi ölü,yüzlerce yaralı….

Sana da,bana da bunun vebalı

Bas kurşunu Binbaşı Osman Osman

Dağlar inlesin’’

diyerek seslenir.

Sembolistlerin tabiat unsurlarını anlatış tarzına kendi ruhu ve yalnızlığını katarak:

‘‘ Sen uygun bir vakit gelince rüzgarın

Sonsuzluğa doğru kalkacak sihirli

Bir gemi gibisin göklerde demirli

Ve ben rıhtımda bekleyen tek yolcu’’

diye Ağrı  Dağı’nı ve onun gibi büyük olan yalnızlığını en güzel sözcüklerle anlatır.

Şair gezdiği,yaşadığı şehirlerden etkilenmiştir ve bu şehirleri havasıyla, kokusuyla okuyucusuna hissettirir. Onun şiirlerini okurken sanki onunla onun ömründe bir gezintiye çıkarsınız. Onun gölgesiyle Ankara sokaklarında dolaşır, onun hayran bakışlarıyla:

‘‘Önce upuzun,sonra kesik saçın vardı.

Tenin buğdaysı,boyun bir başak kadardı.

İçini gıcıklardı bütün erkeklerin

Altın bileziklerle dolu bileklerin

Açılırdı rüzgarda kısa eteklerin

Açık,saçık şarkılar söylerdin en fazla

Ne çapkın komşumuzdun sen ,Fahriye Abla’’

diye tarif ettiği komşusuna bakarsınız. Yine onunla bir romantik aşık olur,herhangi bir sevgiliye:

‘‘ Yeşil pencerenden bir gül at bana

Işıklarla dolsun kalbimin içi

Geldim işte mevsim gibi kapına

Gözlerimde bulut ,saçlarımda çiğ’’

diyerek seslenirsiniz.

Tabiatı herşeyin anası olarak tanımlayan ve onu güzel bulan Ahmet Muhip Dıranas, sanatı da ondan üstün tutarak bir nevi güzeller güzeli ilan eder. Bu nedenle şiirlerinde daima tabiatın o hoş kokusunu, mevsimleri,tabiat olaylarını hissettirir. Şair saçlarındaki beyazlığı ‘‘çiğ’’ olarak tasvir eder,yine yalnızlığı içerisinde eriyişini bir tabii olay olan kara ve karın eriyişine benzeterek:

‘‘Ne sabahtır bu mavilik,ne akşam!

Uyandırmayın beni,uyanamam

Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına

Allah aşkına,gök,deniz aşkına

Yağsın kar üstümüze buram buram’’

dizelerini eserlerine katmıştır.

‘‘Olvida’’şiirinde ise:

‘‘  Dalga Dalga hücum edip pişmanlıklar

Unutuşun o tunç kapısını zorlar

Ve ruh atılan aklarla delik deşik

İşte doğduğun eski evdesin birden

Yolunu gözlüyor,lamba ve merdiven

Susmuş ninnilerle gıcırdıyor beşik

Ve cümle yitikler,mağluplar,mazlumlar…’’

diyerek bir akşamüstü sizi doğduğu eve götürür. Siz onunla artık o evdesinizdir. Onunla beraber pencereyi açar ve dışarıya bakarak eski hatıralarını ve heyecanlarını hisseder:

‘‘ Bir duman yükselir gibidir kederden

Macerası çoktan bitmiş o şeylerden

Amansız gecenle yayıl dört yanıma

Ey unutuş; kurtar bu gamlardan beni’’

diyen şairin gerçeklerin kalbine saplanışını ve bu acıyla kendini teselli edişini ve zamana olan öfkesiyle bugününe dönüşünü seyredebilirsiniz ve ‘‘Ayrılış’’, ‘‘Aynalar’’ gibi şiirlerinde onun hayatının son basamaklarına,ölüm karşısındaki korkusuna ve yaşlılığına şahit olur,kimi zaman ona acır,kimi zamansa kızarsınız.

‘‘Zaman kesin bağışlamaz

Bulur beni ben ölürüm

Zaman kesin; bağışlamaz ’’

dizelerine ‘‘ haklısın’’ dersiniz içinizden.

Şairimiz bu güzellik demetlerini bir ışık gibi kendi kalbinden başkalarının kalbine aktarırken gelişigüzel yapmaz. Bir ressamın renklerin uyumuna karşı duyduğu hassasiyeti ve çabayı o da şiirlerinde gösterir. Ölçülü ve ahenkli bir biçimde okuyucusunun gönlünü doldurur. Hece ölçüsünde genellikle 8-14 heceli dizeleri kullanan şair teşbihlerle,betimlemelerle güzeli daha da güzel göstermesini bilir. Düz- yazı görünüşüyle:

‘‘Elbet garip olur garip kişinin yavuklusu’’

gibi dikkati çeken dizeler insana şairle karşılıklı konuşur havası verir. Anlamca herkes tarafından bilinen kelimeler kullanan şairin bir şiirine ‘‘Kadavra’’gibi sözlük anlamı tıp öğreniminde üzerinde çalışmak için hazırlanmış ölü insan veya hayvan vücudu olan pek duyulmamış bir kelimeyi başlık seçmesi beni şaşırtır.

Şaire manevi derinliğimin gizli mabedini bulmasını sağladığı,bana bin-   bir çiçeklerden oluşmuş bir manevi bahçede gezme imkanı verdiği ve beni bu şiirler aracılığıyla hayatına ortak ettiği için teşekkürü bir borç bilirim.21 Haziran 1980’de Ankara’da ölen ve Sinop’a gömülen şairimizin kabri de benim ruhum gibi ışıklarla dolsun,ruhu şad olsun.

VN:F [1.9.10_1130]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.10_1130]
Rating: 0 (from 0 votes)

Benzer Makaleler:

  1. Arif Nihat Asya – Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor Şiir Tahlili
  2. Abdurrahim Karakoç – Türkiyem Şiir Tahlili

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yorum Yap,Fikrini Paylaş!

  • Alt Menü

    Bu alanı rahatlıkla bileşenler yardımıyla düzenleyebilirsiniz.

    Admin paneline giriş yaptıktan sonra "Tasarım" sekmesinde yer alan "Bileşenler" bölümüne girin. İstediğiniz ayarları yaptıktan sonra kaydedin ve rahatça kullanmaya başlayın.

    Değişiklikleri kaydettikten sonra burada yer alan yazılar otomatik kaybolup,sizin ayarlarınız aktif olacaktır.Ayrıca bu alanı manuel olarak "subfooter.php" dosyasından düzenleyebilirsiniz.Bu alan RSS-EMS türkçeleştirmiştir.